Türkiye Ekonomisi Nasıl Düzelir?
Türkiye ekonomisi her yıl cari açıkla karşı karşıya bulunuyor.
Bunun nedeni; Enerjinin yaklaşık %70 oranında dış alıma dayanması, otomotiv, beyaz eşya ve kimya endüstrilerinin, hammaddeleri ile yarı mamullerinin %60 – 70 oranında dışa bağımlı olmasıdır. Doğal gaz, kömür, petrol, demir-çelik, bakır, kurşun, çinko, alüminyum başta olmak üzere, birçok, ham ve yarı mamul madde dış alımla sağlanıyor. Oysaki; Türkiye, enerji ve endüstri hammaddelerini %80 oranında kendi kaynaklarından sağlayabilir.
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı konuyu ayrıntıları ile açıklamak amacıyla, bugün, İTÜ Maçka Sosyal Tesislerinde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya konuşmacı olarak Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Başkanı Güven Önal, Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Yılmaz ve Dündar Ergunalp, Gençlik Komitesi Başkanı Burak Topçu ve Eğitim Koordinatörü Lütfü Çallı katıldı.
“ZENGİN KAYNAKLARIN FAKİR BEKÇİSİ OLMAYALIM”
Toplantıda konuşan Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Başkanı Prof.Dr.Güven Önal, Türk kültüründe madencilik kültürünün olmadığını, Osmanlının sanayi devrimini kaçırdığını söyledi. Oysaki Avrupa ülkelerinden daha zengin maden kaynaklarına sahip olduğumuzu açıkladı.
Türkiye’nin periyodik olarak ekonomik sıkıntılara düştüğünü, kendi kaynaklarını harekete geçirmediği için bu durumu yaşadığını vurguladı. “Zengin kaynakların fakir bekçisi olmayalım” dedi. Bugünkü bir habere göre İran’ın 10 gün süreyle Türkiye’ye doğalgaz vermeyeceğini açıkladığını, bunun üretimin yüzde 40 azalması anlamına geldiğini söyledi. “Dışa bağımlı olmanın sonucunu yaşıyoruz” dedi. Türkiye’nin 20 milyar ton kömür yatakları olduğunu, kömürden doğalgaz da petrol de üretilebileceğini Almanya’nın 2.Dünya Savaşında kömürden petrol ürettiklerini açıkladı. “Gübre ve hatta tereyağı bile yaptılar kömürden” dedi. Önal , “20 milyar ton kömürden 30 trilyon ton doğalgaz üretilebilir bu teknoloji dünyada var ve üretiliyor” dedi.
Önal, Türkiye’nin 1946 yılından sonra ekonomik açıdan Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrıldığını açıkladı, tekrar 1946 öncesinde olduğu gibi kendi kaynaklarını harekete geçirip, dışa bağımlılıktan kurtulması gerektiğini söyledi.
“MADENCİLİK HAKKINDAKİ OLUMSUZ ALGI EKONOMİYİ DE OLUMSUZ ETKİLİYOR”
Bir diğer önemli konunun madencilik konusunda kamuoyunda oluşan olumsuz algının olduğunu söyleyen Prof.Dr.Güven Önal , her sektörde olumsuz örnekler olduğunu, bunun tüm madencilik sektörüne mal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Madencilik konusunda 16 tane sivil toplum kuruluşunun üye olduğu platform olarak bu tür madencileri aralarından ayıkladıklarını, her hangi bir sorun olduğunda en doğru bilgiyi her zaman açıklamaya hazır olduklarını söyledi.
Prof.Dr.Güven Önal, 2021 yılında 23 milyar dolarlık maden üretildiğini, yeni yatırımlar yapıldığı takdirde 10 yıl sonra bunun 150 milyar dolara çıkacağını söyledi. “Madencilik şehre göçü de engelliyor, kırsal kesimi kalkındırıyor ve 500 bin kişiye istihdam sağlıyor” dedi.
EKONOMİK KRİZDEN ÇIKMANIN TEK YOLU MADENLERİMİZİ ÇIKARMAK”
Paris İklim Anlaşmasının Türk ekonomisine büyük yük getirdiğini, Türkiye’nin bu anlaşmada gelişmiş ülke olarak kabul edildiği için gelişmemiş ülkelere yardım zorunluluğunu getirdiğini vurguladı. “Bu ekonomiye ilave bir yüktür” dedi.
Dış ticaret açığını kapatmanın ve Türkiye’yi bu krizden çıkarmanın tek yolu hammaddeyi ve yarı mamülleri üreterek sanayi çarkını dökme suyuyla işlemekten kurtarmaktır , tek çare üretimi artırmak, bunun yolu da ülkemizdeki madenleri çıkarmaktır dedi.
“MAALESEF YETERİNCE MADENCİLİK YAPAMIYORUZ”
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Altın Madencileri Derneği Başkanı Mehmet Yılmaz ise, Türkiye’nin altın tüketiminin yıllık 200 ton olduğunu, Türkiye’de 40 ton civarı altın üretildiğini, kalan 160 ton altının ne yazık ki ithal edildiğini söyledi. Oysa Türkiye’nin topraklarının altında 6500 ton altın tespit edildiğini, yıllık 100 ton üretim yapacak teknolojinin de hazır olduğunu açıkladı. Kamuoyunun yanlış yönlendirilmesi nedeniyle maalesef yeterince madencilik yapamadıklarını söyledi.
Altın madenciliğinde , altını topraktan çıkarılırken siyanür kullanılmadığını, çıkardıktan sonra ayrıştırma aşamasında kullanıldığını açıklayan Yılmaz, “Siyanür hava ile temas ettiğinde bozularak yok olur, ayrıca ülkemizde zorunlu bozuşturma uygulanıyor, önemli olan kullandığınız doz miktarıdır, siz bir kilo tuzu da aynı anda tüketirseniz ölürsünüz, Dünyada 800 altın üretim tesisinin büyük bir bölümünde de bu yöntem uygulanıyor , altın madenciliğinde siyanür kullanımından ölüm şimdiye kadar olmamıştır” dedi. Sürdürülebilir Madenciliğin sloganının Önce insan sonra çevre sonra madencilik olduğunu vurgulayan Yılmaz ülkemizdeki altın madeni tesislerinin dünya standartlarında olduğunu söyledi.
“ÜLKEMİZ ENDÜSTRİYEL MİNERALLER AÇISINDAN ÇOK ZENGİN”
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Başkan Yardımcısı Dündar Ergunalp’te Bor başta olmak üzere ülkemiz topraklarının endüstriyel mineraller açısından da çok zengin olduğunu, endüstriyel minerallerde ihracatın ithalattan fazla olduğunu ama bunun yeterli olmadığını söyledi. Avrupa’nın en büyük diatomit yatağının üzerine Kayseri’de baraj yapıldığını ve şimdi Türkiye’nin diatomiti ithal ettiğini söyledi.
İrlanda da 70li yıllara kadar sadece patates üretildiğini, 70li yıllardan sonra devlet desteği ile madencilik sektöründe sıçrama yaptığını Avrupa’nın en büyük çinko ve kurşun üreticisi olduğunu söyledi.
Ergunalp , ”Madenciler olarak biz elimizden geleni yapıyoruz, biyolojik çeşitlik üzerinde çalışıyoruz, Bor mineralinin cirosu 1 milyar doların üzerinde, Dünya bor piyasasının yüzde 60 ı elimizde” dedi. Perlit mineralinde dünyada 2.sırada olduğumuzu söyledi. “Günlük hayatımızda kullandığımız her şeyde endüstriyel mineral kullanılıyor” dedi. Hemen her sektörde devlet desteği olduğunu, madencilik sektöründe maalesef destek olmadığını söyledi.
Gençlik Komitesi Başkanı Burak Topçu, yer bilimleri eğitiminden bahsetti yurtdışındaki akranlarıyla yarışabilmek için ülkemizdeki staj sürelerinin artırılması gerektiğini vurguladı. Laboratuvar sayısının da artırılması ve eğitim revizyonu yapılması gerektiğini söyledi.
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Eğitim Koordinatörü Lütfü Çallı, madencilik sektöründe çalışanlara düzenledikleri seminerlerden bahsetti ve en önemli unsurun insan sağlığı ve iş güvenliği olduğunu söyledi. Çevreye karşı duyarlılığın eğitimlerinin ikinci önemli unsuru olduğunu, son 2 yılda seminerlere internet yoluyla devam ettiklerini ve daha verimli olduğunu açıkladı. Yurt dışından da bu seminerlerle ilgili talepler geldiğini pandemi sürecinden sonra bu talepleri de karşılayacaklarını açıkladı.
Basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği toplantı, soru cevap bölümüyle sonuçlandı. “Orman mı maden mi, sanayi mi çevre mi” ikileminden kurtulmak gerektiği vurgulandı, bu yapıldığında Türkiye ekonomisinin nünün açılacağı vurgulandı.
YURT MADENCİLİĞİNİ GELİŞTİRME VAKFI KISA TANITIM
Vakıf, yurt madenciliğini ve yer altı kaynaklarını geliştirmeyi amaçlayan ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum, seminer teknik gezi gibi çalışmalar düzenlemek, bunlarla ilgili yayın yapmak, aynı amaçlar doğrultusunda bilimsel ve teknik araştırmalar yapmak, yaptırmak, yapılmakta olan çalışmaları desteklemek, öğretim üyesi, mühendis, tekniker, öğrenci vs. personelin eğitim ve çalışmalarına yardımcı olmak ve bunlara maddi olanaklar sağlamak, madenlerimizi ve yer altı kaynaklarımızı değerlendirmek için çalışan kuruluşlara katkıda bulunmak amacıyla, 14.02.1986 tarihinde İstanbul’da kurulmuştur. Vakıf kurucu ve mütevellileri akademisyenler, kamu ve özel sektör temsilcilerinden oluşmaktadır.
YURT MADENCİLİĞİNİ GELİŞTİRME VAKFI TOPLANTIYA KATILANLAR
Prof.Dr. Güven ÖNAL – Yönetim Kurulu Başkanı
Dündar ERGUNALP – Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Mehmet YILMAZ – Yönetim Kurulu Üyesi
Lütfi ÇALLI – Eğitim Koordinatörü
Burak TOPÇU – YMGV Gençlik Komitesi Başkanı
